Dünyada,
işsizliği, yoksulluğu artıran, fakiri daha fakir, zengini daha zengin yapan
kapitalist sistemin tüm defolu yönlerini ortaya koyan ve milyonlarca insanın
ölümüne neden olan Corona salgının devam ettiği 2021 yılını da geride bıraktık.
2021 yılı emeğin
sömürüsü, eşitsizlik ve tekçi sistem üzerine kurulu olan ve tek adam
diktatörlüğüne doğru giden “Türk İşi Başkanlık” sisteminin yönetimindeki
Türkiye’de, halklar için çok zor bir yıl oldu.
Türkiye ve
Kuzey Kürdistan’da 2021 yılı;
Ekonomik
krizin giderek arttığı ve bununla ilintili olarak toplumsal ve siyasal kaosun
günbegün derinleştiği,
Kürdistan’ın
militarize edilmesi sürecinin devam ettiği, askeri operasyonların sürdürüldüğü,
Legal Kürd
siyasetinin önüne engellerin çıkartıldığı, siyasi parti yöneticileriyle sivil
toplum temsilcilerinin tutuklandığı,
AK parti
hükümetinin Güney ve Batı Kürdistan’a yönelik işgalci ve saldırgan politikasını
devam ettirdiği,
15 Temmuz
darbe girişimi sonrasında ilan edilen olağanüstü hal durumunun kalıcı hale geldiği,
insan haklarının ayaklar altına alındığı, muhalif basın ve yayın kurumlarına yönelik
baskıların arttığı, gazeteci ve yazarların tutuklandığı,
Cumhurbaşkanlığı
kararnamelerinin birer padişah haline getirdiği valilerin emekçilerin hak
talepli eylemlerini yasakladığı,
Başta
eğitim olmak üzere tüm alanlarda eşitsizliğin artarak sürdüğü;
Kadın
cinayetlerinin, kadınlara yönelik eril şiddetin, LGBT bireylerine saldırıların
arttığı,
Yargı
bağımsızlığının ortadan kaldırıldığı, mahkemelerin Anayasa Mahkemesi’yle AİHM-Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarını uygulamadığı, Kürdler, Aleviler, farklı
inanç gruplarından, etnik guruplardan
olanların mağdur, güvenlik güçlerinin fail oldukları suçlarda cezasızlık
geleneğinin sürdürüldüğü,
Batı’da
yaşayan Kürdlere yönelik saldırıların artarak devam ettiği,
Sistemin kendisiyle
birlikte toplumu da çürüttüğü bir yol oldu.
Cumhur
İttifakı, önümüzdeki yılda da iktidarını sürdürmek için 2021 yılını aratmayacak
uygulamalara başvuracak, baskı ve saldırılarını artıracaktır.
Ama 2022
yılını huzur, güven, barış ve özgürlük yılına çevirmek mümkün, bunu
başarabiliriz.
PSK-Kürdistan
Sosyalist Partisi, 2022 yılının Türkiye’de,
Kürdlerin
ulusal demokratik haklarının tanınıp güvence altına alındığı;
Kürdistan’da askeri
operasyonların sonlandırıldığı,
Kürdlerin diğer
parçalardaki ulusal kazanımlarına saygı duyulduğu, işgal politikasına son
verildiği,
İfade, inanç ve örgütlenme
özgürlüğü önündeki tüm engellerin kaldırıldığı,
Düşünceleri nedeniyle hapiste olanların serbest
bırakıldığı,
Kadınlar üzerindeki eril şiddetin sona erdiği,
kadınlara yaşamın her alanında fırsat eşitliğinin sağlandığı, LGBT bireylerine
yönelik saldırıların sona erdiği,
İnanç özgürlüğünün tam anlamıyla tanındığı,
Siyaset dilinin, şiddet dilinin yerini aldığı,
Emekçilerin emeklerinin karşılığını aldığı,
yoksul halkın onurlu yaşam şartlarına kavuştuğu yıl olması için, tüm Kürd
yurtsever güçlerini birlik olmaya; birlik halinde değişim ve demokrasi
güçleriyle ortak mücadeleye çağırır.
31 Aralık 2021
PSK-Kürdistan Sosyalist Partisi
Şengal: Hâlâ İyileşmeyen Bir Yara
3 Ağustos 2014’te IŞİD terör örgütünün Şengal’e yönelik saldırısıyla, Ezidi Kürt halkı tarihsel bir trajedi ve insanlık dışı bir katliama maruz bırakıldı. Binlerce insan hayatını kaybetti; 7.000’den fazla kadın ve çocuk esir alındı. Yüz binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı; Rojava, Güney ve Kuzey Kürdistan’a sığındı.
IŞİD, tüm Şengal Dağı’nı kuşatarak, on binlerce Ezidi’yi günlerce açlık ve susuzlukla baş başa bıraktı. Şengal Dağı, o günlerde bir ölüm kalesine dönüşmüş, çaresiz halk kaderine terk edilmişti. Kadınlar ve kız çocukları, pazarlarda köle olarak satıldı; tarif edilemez acılar yaşatıldı.
Bugüne kadar kaçırılan Ezidi kadın ve çocukların 3.500’den fazlası, Kürdistan Bölgesi Başbakanlığı, Ezidi toplumu aktivistleri ve gönüllü örgütlerin çabalarıyla kurtarıldı. Ancak 3.000’den fazla Ezidi kadın ve çocuğun akıbeti hâlâ bilinmemektedir.
IŞİD’in yenilgiye uğratılmasının üzerinden yıllar geçmesine rağmen, Şengal’deki yıkım giderilmedi. Hâlâ yüz binlerce Ezidi, kendi topraklarında mülteci kamplarında, zor koşullar altında yaşam mücadelesi vermektedir. Şengal halkına gereken destek sağlanmamakta; bölge, İran’a bağlı milis güçlerin (Haşdi Şabi) denetiminde kalmaya devam etmektedir.
Irak merkezi hükümeti ile Kürdistan Bölgesel Hükümeti arasında 2020 yılında imzalanan Şengal Anlaşması, hâlâ uygulanmamıştır. Bağdat yönetimi, Şengal’in yeniden inşası, hizmetlerin sağlanması, mültecilerin dönüşü ve güvenliğin tesisi konusunda herhangi bir somut adım atmamıştır. Dahası, Kürdistan’daki mülteci kamplarına yönelik yardımlar kesilerek, halkın dönüşü zorlama yoluyla sağlanmaya çalışılmaktadır.
Tüm bu sorunlara ek olarak, bazı siyasi çevrelerin Ezidi halkının yaşadığı bu trajediyi partisel ve dar çıkarlar için araçsallaştırması, sorunun çözümüne engel teşkil etmektedir. Bu tutumu kınıyor; Ezidi Kürt halkının acılarının siyasal rant uğruna istismar edilmesini kabul etmiyoruz.
Şengal Katliamı’nın 11.yıldönümünde, tüm şehitleri saygı ve minnetle anıyor, IŞİD’in insanlık dışı uygulamalarını bir kez daha lanetliyoruz.
Bu vesileyle:
• Kürdistan Bölgesel Hükümeti ile Güney Kürdistan’ın yurtsever güçlerini, Şengal Anlaşması’nın hayata geçirilmesi ve Ezidi mültecilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi için Bağdat hükümetine ortak baskı yapmaya çağırıyoruz.
• Kürt diaspora örgütlerini, Şengal’de yaşanan trajediyi “soykırım” olarak tanımlamak ve tanıtmak için birlikte mücadele etmeye davet ediyoruz.
03.08.2025
Kürdistan Sosyalist Partisi( PSK)
Basın ve İletişim Ofisi