Em Êrîşên Cumhuriyeta Îslamiye Îranê Yên li Ser Hêzên Pêşmerge Mahkûm Dikin

14 Mayıs'ta yapılacak seçimlere dönük ittifak çalışmaları yürüten siyasi parti ve hareketler Kürd Özgürlük ve Demokrasi İttifakı adı altında birleşerek  ittifak deklerasyonunu 03.04.2023 tarihinde Diyarbakır'da basına ve kamuoyuna açıkladı.

KÜRD ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ İTTİFAKI DEKLARASYONU

14 Mayıs 2023 tarihinde yapılacak seçimlerde halkımızın iradesini güçlü bir biçimde ortaya koymak ve bu konudaki ortak mücadele kararlılığımızı vurgulamak amacıyla “Kürd Özgürlük ve Demokrasi İttifakı”nı kuran biz siyasi partiler ve hareketler aşağıdaki deklarasyonu kamuoyuna açıklamayı tarihi bir görev olarak kabul ediyoruz.

14 Mayıs 2023 seçimlerine, Pazarcık-Elbistan depreminin büyük acısı, yası ve öfkesi altında gidiyoruz. Maraş merkezli depremde resmi rakamlara göre 50 binden fazla insanımız yaşamını yitirmiş, yüzbinlerce insan ağır bir biçimde yaralanmıştır. Gerçek can kayıpları ve yaralı sayısı ise çok daha fazladır. Amed’ten Cinderes’e geniş coğrafyada yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet, yaralılara şifa diliyoruz. Ailelerin ve halkımızın, halklarımızın başı sağ olsun. Büyük geçmiş olsun diyoruz.

Devlet, Hükümet ve kurumlarıyla en kritik ilk günlerde deprem bölgesinde yoktu, geldiğinde de donanımsızdı. Devletin söz konusu ihmaller zinciri depremdeki can ve mal kayıplarını artırdı ve bir katliama dönüştürdü.

Öte yandan deprem felaketinde sergiledikleri büyük dayanışma seferberliği nedeniyle halkımıza, ilgili sivil ve siyasi kurumlara teşekkür ediyoruz. Benzer şekilde Kürdistan Bölgesel Hükümeti’ne, dar zamanda halkımızın yardımına koşan ülkelere ve sivil kurumlara sundukları destek ve dayanışma için teşekkürlerimizi sunuyor ve söz konusu desteği sürdürmeye çağırıyoruz.

Büyük acı ve matem koşullarında Türkiye kritik bir seçime gitmektedir.

Kürt halkı ve Kürdistan büyük fırsatlar ve risklerle dolu tarihi bir eşikte bulunmaktadır. Kürt halkına karşı sürdürülen yüz yıllık inkar, asimilasyon ve şiddet politikası son yıllarda artarak topyekun bir saldırı boyutuna ulaşmıştır.

Türkiye’de ve Ortadoğu genelinde izlenen Kürt karşıtı siyaset sadece Kürt halkının demokratik kazanımlarını ortadan kaldırmayı hedeflemekle kalmamış, aynı zamanda Türkiye’de siyasal sistemin otoriterleşmesine, demokratik kazanımların ortadan kalkmasına, ekonomik, siyasal, toplumsal çok yönlü bir çöküşe yol açmıştır.

Türkiye, Kürt karşıtı siyasetin yol açtığı söz konusu çok boyutlu kriz koşullarında parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimine gitmektedir. 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılacak seçimler hem Türkiye’de demokrasinin yeniden inşa edilmesi hem de Kürt meselesinin çözüm yoluna girmesi bakımından tarihi bir fırsat oluşturmaktadır.

Öte yandan Türkiye’de mevcut ittifakların Kürt meselesinin çözümü ile Türkiye’nin temel sorunlarına ilişkin kalıcı bir çözüm önerisi bulunmamaktadır.

Cumhur ve Millet İttifakı, Lozan’ın 100. Yılında Devletin "Ulusal Güvenlik Konseptini” esas alarak strateji belirlediklerinden dolayı devleti dönüştürüp demokratikleşmeyi değil, Kürd korkusu nedeniyle mevcut statükonun korunmasına yönelik politikaları esas alıyorlar.

Cumhur İttifakı, esas stratejisini içeride ve dışarıda halkımızın kazanımlarının yok edilmesi üzerine kurmuş bulunuyor. Bir yandan Kürt ulusal demokratik dinamikleri ile Türkiye demokrasi güçlerine açık fiziki saldırılarda bulunurken diğer yandan halklar ve inançlar arası nefret söylemi ile kutuplaştırmayı derinleştiren bir siyaset izliyor. 

Millet İttifakı ise seçimi kazanmak için Kürt halkının desteğini istiyor, ancak Kürt halkının haklı taleplerini karşılayacak somut bir çözüm ortaya koymuyor.

Yüzyıllık deneyimler Kürt meselesi çözülmeden Türkiye’nin demokrasi yolunda yol kat edemeyeceğini göstermektedir. Açıktır ki Ankara’nın demokratikleşmesinin ön şartı Diyarbakır’ın özgürleşmesinden geçmektedir.

Kürdistan toplumunun çoğulcu yapısını yansıtan Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı, 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde, Kürt halkının temel haklarının elde dilmesi ve evrensel standartlarda bir demokrasinin inşası için net bir program ve kararlı bir duruşa sahiptir.

İttifakımız, Kürt halkının millet olmaktan kaynaklanan ulusal demokratik haklarının tanınmasını evrensel hukuka uygun, meşru ve insani bir talep olarak nitelendirmektedir.

Kürt meselesinin barışçıl ve eşitlik temelinde Kürt siyasi aktörleriyle çözümü Türkiye’de demokrasinin önünü açacak, ekonomik kalkınma ve toplumsal refah seviyesini yükseltecektir.

Kürd Özgürlük ve Demokrasi İttifakı;

-Kürt halkının varlığının ve kimliğinin tanınması ve yapılacak anayasada yer alması;

-Kürt dilinin anaokulundan üniversiteye kadar eğitim dili olarak kabul edilmesi ve Türkçenin yanı sıra ikinci resmi dil olarak tanınması;

-Kürtlerin, Kürt ve Kürdistan isimleriyle özgürce örgütlenmeleri ve kendilerini ifade etmelerinin önünü açan demokratik bir ortamın yaratılması;

-Kürt halkına, Kürdistan’da kendi kendilerini yönetmelerine imkan verecek bir statünün tanınması;

-Kürdistan’da ismi değiştirilen yerleşim birimlerinin, coğrafik ve tarihi yerlerin Kürtçe isimlerinin iade edilmesi;

-Mezarları yok edilen ya da gizlenen tarihi Kürt şahsiyetlerin mezar yerlerinin açıklanması;

-Kürt halkının diğer haklarla bir arada, eşit, özgür ve onurla bir şekilde yaşamasını güvence altına alan demokratik, çoğulcu, ademi merkeziyetçi bir anayasanın yapılması için;

ortak mücadele kararı almıştır.

Mevcut katı, tekçi, üniter siyasal yapı her türlü toplumsal, ekonomik ve kültürel gelişmeyi boğan bir işlev görüyor. Ademi merkeziyetçi, yerel inisiyatifleri önünü açan demokratik ve çoğulcu bir siyasal sistem hem Kürtlerin talebidir hem de Türk halkının yararınadır.

İttifakımız, ekonomik yaratıcılığın özgürleşmesi için mücadelesini sürdürecek, başta AB Yerel Yönetimler şerhi olmak üzere Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere ilişkin koyduğu çekincelerini kaldırması için çabalarını sürdürecektir. 

İttifakımız, Kürdistan kadınlarının Jina Emînî şahsında yükselttikleri mücadeleyi ve dünyaya mal ettikleri Jin, Jîyan, Azadî şiarında somutlanan direniş ruhunu selamlar.

İttifakımız;

Kadınlara karşı geliştirilen her türlü ayırımcı yasal idari ve kültürel uygulamaların son bulması için mücadele eder. Kadınların toplumsal yaşamın her alanında eşit ve özgür bir şekilde kendilerini ifade edip örgütlenebilecekleri toplumsal bir sistemi savunur.

Çocuklar, yaşlılar ve engelliler için güvenli yaşam koşullarının sağlanması için mücadele eder.

Doğanın talanına karşı ekolojik temelde sürdürülebilir bir politikanın hayata geçirilmesi için kararlı duruşunu sürdürür.

İttifakımız, devletin Kürdistan’da yaşayan Kürt, Ermeni, Asuri-Süryani, Arap, Azeri, Türkmen… halklara; Alevi-Sunni, Hıristiyan, Musevi, Ezidi gibi din ve inanç kesimlerine karşı izlediği inkarcı ve baskıcı anlayışı reddeder. Kürdistan toplumundaki etnik, dini, kültürel farklılıkları ve çoğulculuğu bir zenginlik olarak kabul eder.

İttifakımız, hasta tutsaklar başta olmak üzere tüm siyasi tutsakların ayrımsız ve koşulsuz serbest bırakılmasını savunur. İttifakımız, hükümeti Sayın Öcalan ve diğer siyasi tutsaklar üzerinde uyguladığı tecride son vermeye çağırır. Tecrit siyasetiyle toplumsal gerilime yol açan anlayışa son verilsin. Bütün tutuklular bakımından yasalarla güvenceye alınmış siyasi, hukuki ve insan haklarının gereği yerine getirilsin.

 

2023 seçimlerinde, siyasi tutsakların özgürleşmesi ve işkencehaneye dönüşen, sıkça ölümlerle gündeme gelen cezaevleri koşullarının düzeltilmesi mücadelesini sürdüreceğiz.

Kürdistan’daki irade gaspı olan kayyumlara karşı ortak mücadelemize devam edeceğiz

Kürd Özgürlük ve Demokrasi İttifakı;

Kürdistan’ın dört parçasındaki halkımızın ulusal kazanımlarına sahip çıkar. Söz konusu kazanımlara karşı sürdürülen her türlü saldırı ve girişimlere karşı ortak tavır alır. Kürdistan’ın dört parçası arasında ticari, insani ve kültürel ilişkilerin serbestçe gerçekleştirilmesi için mücadele eder.

Türkiye ve Kürdistan’ın bir deprem coğrafyasında bulunduğu gerçeğinden hareketle İttifakımız, depreme dayanıklı bina ve kentlerin inşa edilmesini önemli bir hedef olarak belirler.

Kürd Özgürlük ve Demokrasi İttifakı, yukarıdaki haklı ve meşru taleplerin seçim kampanyası boyunca toplumsallaşması, seçim sonrasında ise yasal ve anayasal düzeyde kabul görmesi için ortak bir mücadele sürdürecektir.

İttifakımız; yukarıda belirtilen taleplerin yasal ve anayasal düzenlemelerle güvence altına alınması için halkımızı Yeşil Sol Parti etrafında kenetlenmeye, halklarımızın umudunun yaşam bulacağı büyük başarı için herkesi 14 Mayıs’ta sandıklara giderek oyunu Yeşil Sol Parti’ye vermeye çağırır.

Seçim sürecindeki başarımız aynı zamanda Kürt halkının uzun erimli ulusal ittifak çabaları için de önemli bir temel oluşturacaktır.

Gücümüzü birleştirdiğimizde kazanacağımıza kuşku yoktur.

Özgürlüğü kazanmak bizim elimizde.

Birlikte mücadele edeceğiz, birlikte kazanacağız.

Kürtlerin birliği Kürtlerin özgürlüğüdür.

03.04.2023

Azadi Partisi

DDKD

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP)

Kürdistan Sosyalist Partisi  (PSK)

Kürdistan Komünist Partisi (KKP)

Yeşil Sol Parti    (YSP)

Halkların Demokratik Partisi  (HDP)

Demokratik Toplum Kongresi (DTK)

İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA)

Komîteya Rêveberiya Navendî ya Partiya Sosyalîst a Kurdistanê ( KRN ya PSKê ) di 20ê Temuza 2025an de li Dîyarbekirê civiya. Di vê civînê de, li gorî biryarên Kongreya 4emîn a PSKê ya ku di 15ê Hezirana 2025an de pêk hat û li gorî perspektîfa ku ji hêla Meclîsa Partiyê ya ku piştre civiya ve hatî destnîşankirin, nexşerêyek ji bo serdema pêş de hat destnîşan kirin û kar û barên pêwîst hatin dabeş kirin. Di civîna Komîteya Rêveberiya Navendî ya PSKê de pêşketinên siyasî yên navxweyî û derveyî jî hatin nirxandin û biryar hat dayîn ku encamên jêrîn bi raya giştî re werin parvekirin.

 Ji ber pêşketinên bilez ên li Rojhilata Navîn û rewşa bitund û tujî a ku Tirkiye di derbarê pirsgirêka Kurd de dijî, danûstandinên di navbera rayedarên dewletê û Serokê PKKê Abdullah Öcalan de bi danîna çekan a komek endamên PKKê di 11ê Hezîranê de gihîştine qonaxek nû.

 Di vê qonaxê de, avakirina komîsyonek ku ji partiyên di Meclîsa Tirkiyeyê de ne pêk were, da ku gavên pêwîst bavêje, da ku PKK bi tevahî çekan deyne di rojevê de ye.

 Me wekî Partiya Sosyalîst a Kurdistanê, ji destpêkê ve diyar kiriye ku şerê çekdarî zirarê dide têkoşîna rewa ya gelê Kurd û wekî hincetek ji bo êrîşkirina ser destkeftiyên gelê Kurd, li her çar beşên Kurdistanê xizmet Tirkîyê dike. Ji ber vê yekê, em piştgirîya çekberdana PKKê dikin û piştgiriyê didin înîsiyatîfên ku armanca wan şikandina bandora tundûtûjî û çekan li ser siyasetê ye.

Ji aliyekî din ve, em gotinên rayedarên dewletê  bi berdana çekan her weha safîbûna pirsa kurd bi nav kirin,dîtina pirsgirêka Kurd li ser bingeha çekberdana PKKê red dikin. Her wiha em biryara komîteya parlementoyê ya ku dê bala xwe bide tenya çekberdana PKKê ya pêşerojê, helwestekê nebaş û xelet dibînin.

 Em dixwazin careke din tekez bikin ku pirsgirêka Kurd bi kêmanî pirsgirêkek sed salî ye, û çareserî di naskirina hebûna gelê Kurd û naskirina hemî mafên wan ên ji neteweya wan derdikevin de ye.

 Divê nasnameya gelê Kurd di destûde were bicîhkirin, divê zimanê Kurdî wekî zimanê fermî û perwerdehiyê were naskirin û divê Kurd di welatê xwe, Kurdistanê de, bi azadî xwe birêve bibin. Çareserî di sîstemek federal de ye.

 Bi raya me, komîsyona ku dê li parlementoyê were avakirin, divê ji aliyekî ve gavên pêwîst bavêje da ku çek ji holê rabe û pêvajoyê normal bike, di heman demê de binesaziya qanûnî û destûrî ya pêwîst jî amade bike da ku hebûna gelê Kurd nas bike û mafên wî yên neteweyî yên demokratîk misoger bike.

 Ji bo vê armancê, divê komîsyona ku dê li parlementoyê were avakirin, berfireh bibe û ji bo beşdarbûna hemû partîyên sîyasî, rêxistinên sivîl  û hemû beşên cûda yên civakê yên ku di parlementoyê de nayên temsîlkirin derî vekirî be. Divê derfetên pêwîst ji bo partîyên Kurdî werin peyda kirin da ku beşdarê komîsyonê bibin û di pêvajoyê de roleke çalak bilîzin.

Partîya Sosyalîst a Kurdistanê careke din tekez dike ku azadiya gelê Kurd di yekîtiya neteweyî de ye û nirxek stratejîk dide hewldanên yekîtiya neteweyî.

 Komîteya me ya Rêveber a Navendî ji raya giştî re radigihîne ku ew ê hewldanên xwe yên ku di demên berê de berdewam kirine, ji bo bidestxistina pêkanîna yekîtîya neteweyî ya Kurd a herî berfireh di serdema nû de, bêtir bilez bike û amade ye ku di vî warî de roleke avaker, berpirsiyar û bibandor bilîze.

 Partiya me pêkanînên keyfî, nedemokratîk û neqanûnî yên ku ji hêla hikûmetê ve li dijî komên opozîsyonê têne kirin şermezar dike û amadebûna xwe ya ji bo avakirina hawîrdorek demokratîk û avahiyek civakî ya mirovî, bi rûmet û dadperwer radigihîne ku ew amade ye li kêleka hemû hêzên demokratîk ji bo avakirina hawîrdorek demokratîk û avahiyek civakî ya mirovî, bi rûmet û dadperwer têbikoşe.

 Partiya Sosyalîst a Kurdistanê carekî din bawer dike ku gelê Kurd li Sûriyeyê piştî hilweşîna rejîma Esed gavek din nêzîkî azadiyê bûye û piştgiriya xwe ya tevahî ji bo hewldanên yekîtî û hevkarîya partiyên Kurdî li Rojavayê Kurdistanê ji nûve dubare dike.

 Partiya me bi fikar temaşe dike û tundî û komkujiyên ku ji hêla rejîma cîhadîst a HTŞ li Şamê, piştî elewîyan li dijî civaka Durzî li Suweyda û herêmên din, hatine kirin, şermezar dike.

 Partiya me daxuyaniyên Balyozê Dewletên Yekbûyî yên Amerîkayê li Enqerê û Nûnerê Taybet ê Sûriyeyê Tom Barrack, ku dişibin retorîka navendên kolonyalîst ên wekî "Yek Netewe", "Yek Welat" û "Yek Artêş" ên derbarê Sûriyeyê de, qebûl nake û şermezar dike. Ev daxuyanî bi eşkereyî rejîma cîhadîst a li Şamê teşwîq û cesaret dikin ku êrîşî Kurdan û civakên din bike.

 Di heman demê de, daxuyaniya Tom Barack a ku dibêje "federalîzm li Sûriyeyê kar nake" ne tenê li dijî kevneşopiya dewleta federal a Amerîkayê ye, lê di heman demê de înkarkirina avahiya pirneteweyî, pirolî û pirçandî ya Sûriyeyê ye. Ev helwest  tê wata ne Gelê Sûriyeyê, nûnerê Amerîkayê, dê biryar bide ka federalîzm ji bo Sûriyeyê guncaw e an na. Em vê helwestê bi hemû awayî red dikin. Divê çareserîya gelên Suryê bi destê gelên Suryê were çareserkirin. Ezmûna dîrokî nîşanî me dide ku monîzm civakan ber bi karesat û wêraniyê ve dibe, lê federalîzm pergalek yekgirtî ye ku cudahîyan digire nav xwe.

 Partiya me, baldikşîne kû di demên dawî de li dijî destkeftiyên gelê Kurd li her çar beşên Kurdistanê erêş zêde bune,

 Partîya me, êrîş û darvekirinên rejîma kevneperest a Îranê li dijî gelê Kurd û muxalefetê bi tundî şermezar dike.

 Partiya me dorpêça aborî û siyasî ya zêde ya hikûmeta Bexdayê ya li ser Herêma Kurdistanê wekî helwesteke dijminane bi nav dike. Nedayîna mûçeyan li Kurdistanê nemirovane û neexlaqî ye, û cezakirina gelê me bi birçîbûnê nayê qebûlkirin.

 Partiya me dorpêça aborî û siyasî  ya hikûmeta Bexdayê ya li ser Herêma Kurdistanê wekî helwesteke dijminane bi nav dike. Nedayîna mûçeyan li Kurdistanê helwestekî ne mîrovayî  û ne ehlaqî ye, û  ev helwest gelê me bi birçîbûnê cezakirine tu carî nayê qebûlkirin.

 

Partiya me bang li hikûmet, parlamento, hemû partiyên siyasî û civaka sivîl a Kurdistanê dike ku li dijî van êrîşên li ser Kurdistanê helwesteke hevbeş bigirin û vê siyaseta dijminane têk bibin.

 Bi tevî hemû êrîş, astengî û zehmetiyan, bê guman gelê me dê bi ser bikeve.

 Jîyanekî  azadî û bi rûmet li welatê me mafê herî rewa yê gelê Kurd e.

 Cihê bêhêvîtiyê tune.

    Em ê bi têkoşîna hevbeş ser bikevin.

 21.07.2025

Partiya Sosyalîst a Kurdistanê

                         (PSK)

Komîteya Rêveberiya Navendî

 

 

 

 

 

 

 

İçerik Başlıkları
En çok Okunan İçerik